Lokman Baş Web Sayfası Blog Güncel Bilgiler Online Test Fen Bilgisi Eğitim Tarih Kültür Güzel Sözler Biliyor musun Bilgi Resim Sağlık Linkler Arama Motoru Müzik Video Program Link Kişisel Web Üyelik Dersler Ders Notları Sorular Cevaplar KPSS Ders Notları
Fen Bilimlerinde - Fen ve Teknolojide Kullanılan Terimler
aa: Katılaştığı zaman pürüzlü ve çatlaklı bir yüzeye sahip olan lav türü.
abamper: Elektromanyetik birimler sisteminde akım birimi. Uzayda aralarında 1 cm mesafe olan birbirine paralel iki telin her bir santimetresinde 2 dinlik kuvvet meydana getiren akım; 1 abamper 10 ampere eşittir.
abanoz: İkiçeneklilerin abanozgiller familyasından, Orta Afrika ve Hindistan gibi sıcak bölgelerde yetişen bir ağaç (Diospyros ebenum). Sert, ağır ve dayanıklı olan odunu doğal olarak siyah renktedir ve mobilyacılıkta kullanılır. Piyanoların siyah tuşları da abanozdan yapılır.
abanozgiller: İkiçenekliler sınıfından, abanoz ve trabzonhurması gibi ağaçları kapsayan, beş cinsi ve üç yüzden fazla türü bulunan odunlu bitki familyası (Ebenaceae). Odunları sert ve çoğunlukla siyahtır.
abazi: Kaslarda ve duyularda herhangi bir bozukluk olmaksızın, çoğu kez isterik nedenlerle kısmen ya da bütünüyle yürüyememe durumu.
abis: Okyanusların bazı kesimlerinde görülen, alanı küçük, ancak derinliği 10.000 metre dolaylarında bulunan derin dip. Güneş ışığının erişemediği kısım olarak bilinen abislerin taranması, birçok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Yakın zamanlarda, Prof. Piccard'ın bu konuda girişimi, 600 m.'den başlayarak güneş ışığının ortadan kalktığını ve böyle bir derinlikte hiçbir bitkinin yaşayamadığını kanıtlamıştır. Ancak bazı hayvanlar, vücutlarındaki basınç dengesi yüzünden abislerde yaşayabilmektedirler.
abiyogenez: Canlıların cansız maddelerden meydana geldiğini savunan görüş.
abiyotik faktör: Bir organizmanın üzerinde, kendi çevresinin cansız bir özelliği tarafından olunan etki.
abiyotropi: Bir genetik kusur sonucu herhangi bir organın başlangıçtaki durumunu veya işlevini yitirmesiyle ortaya çıkan ve erişkin yaşta görülen hastalık.
Absorbsiyon: Enerji ya da diğer bir maddeyi emebilme, soğurma.
absorpsiyon: Emilim. Bir organizmanın vücudundaki hücrelerin içine bir maddenin alınması.
acem lalesi: Taşkırangillerden bir süs bitkisi, güneştopu (Escholtzia california). Saksıda ve bahçede yetiştirilebilir. Yatık gövdeli, gri-mavi yapraklı, turuncu ya da sarı çiçeklidir.
acemborusu: Ağustos-eylül aylarında, kırmızı renkte ve boru biçiminde bol çiçek açan, sarmaşık türünden bir süs bitkisi (Bignonia radicams).
acıağaç: Turunçgillerden, kavasya da denen küçük bir ağaç (Quassia amara). Yaprakları almaşık dizilmiş, çiçekleri er ve dişi olmak üzere parlak kırmızıdır; salkım biçiminde bir araya toplanmıştır. Tadı acı olan kökü, kabuğu ve odunu, hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılır. Sıcak ülkelerde yetişir.
acıbadem: Gülgillerden bir meyve ağacı (Prunus amygdalis amara) ve bunun meyvesi. Meyvesi acımsı, keskin kokuludur. Kabuğu kalın, içi (etli kısmı) küçüktür. İçinde tatlı bademden fazla olarak siyanhidrik asit (acıbadem ruhu) ve uçucu bir yağ bulunur. Meyveye acı tadını veren bu maddelerdir. Acıbadem yağı krem, koku ve ayakkabı boyası yapımında kullanılır.
acıbakla: Baklagillerden, bir yıl ya da daha çok yaşayan ve yahudibaklası da denen otsu bitki cinsi (Lupinus). Hayvan yemi, yeşil gübre ve süs bitkisi olarak yetiştirilen birçok türü vardır. Kazıkköklüdür. Bütün baklagiller gibi köklerinde azot toplar. Çiçekleri canlı ve değişik renklerde, başak ya da salkım tipindedir. Acıbaklanın doğal olarak yetişen türleri, içlerinde zararlı bir alkaloit taşır; bu nedenle hayvanlara yedirilen türleri, ıslah edilerek bu alkaloitten arındırılmış olanlardır. Süs bitkisi olarak yetiştirilen türlere ise, melezleme yoluyla çok çeşitli görünümler kazandırılmıştır. En bilinen türleri, ak çiçekli acıbakla (Lupinus albus), mavi çiçekli acıbakla (Lupinus angustifolius) ve sarı çiçekli acıbakladır (Lupinus lutens).
acıbalık: Sazangillerden, küçük boyda, Avrupa ve Türkiye akarsu ve göllerinde yaşayan kılçıklı tatlı su balığı, gördek, ilikbalığı (Rhodeus amarus, Rhodeus cericeus amarus). Çiftleşme döneminde erkeklerinin rengi kızarır. Bu nedenle kiraz balığı da denir. 8-10 cm. boyundadır. Acıbalık, kimi midye cinsleriyle (Unio, Anadonta) ortak yaşar. Balık, yumurtalarını bu midyenin içinde kuluçkaya bırakır, midyenin kurtçukları da balığın üzerine yapışır, böylece uzun mesafelere taşınır.
acımarul: Bileşikgillerden, bir çeşit hindiba (Cichorium endivium). Taze sürgünlerinden elde edilen acı sıvı, eskiden hekimlikte uyuşturucu ve yatıştırıcı olarak kullanılırdı. Sürgünlerinden akan özsu kurutulup esmerleşir ve acımarul sütü denilen ilâç elde edilir.
Acoelomata: Sölom boşluğuna sahip olmayan canlılar. Endoderm ve ektoderm arası tamamen mezoderm ile doludur.
açelya(açalya): Fundagillerden, kokusuz, çeşitli renklerde zarif çiçekler açan bitki (Azalea). Kuzey yarıkürede yetişir. Çiçekleri bol ve gösterişli olduğu için evlerde, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Açelya, orman gülü adlarıyla da bilinir. Kireçli toprağı sevmez. Funda toprağıyla, yaprak çürüğü konmuş saksılarda yetiştirilir.
açık dolaşım: Kanın damarlardan dokular arasındaki özel boşluklara yayılıp, madde alış-verişi olduktan sonra toplar damarlarla kalbe geri dönmesi olayına denir.
açık tohumlu: Tohum tomurcuğunu taşıyan tohum yaprakları açık olan, tohumları bunların yüzeyinde serbest olarak yer alan bitkilerin genel adı (Gymnospermae). Çiçekli bitkilerin ayrıldığı iki büyük daldan biri olan açıktohumluların tümü çok yıllık, çoğu da her zaman yeşildir. Çiçekli bitkilerle çiçeksiz bitkiler arasında geçiş tipleri sayılırlar.
açıkhava basıncı: Yeryuvarını çevreleyen havanın (atmosferin), temas ettiği cisimlere uyguladığı, yüksekliğe ve yere göre değişen basınç. Ağzına kâğıt kapatılıp baş aşağı çevrilen su dolu bardaktan suyun akmaması, boşaltma tulumbasıyla havası boşaltılırken bir gaz tenekesinin büzülmesi ve Toriçelli deneyi (cıva dolu kaba açık ağzından daldırılan cıvayla dolu tüpte cıvanın belli bir yükseklikte kalması) açık hava basıncının kanıtıdır. Bu basınç, Toriçelli deneyinden esinlenerek ilk kez Viviant tarafından 1643'te ölçülmüştür. Sayısal değeri 1 atmosfer (= 760 mm. cıva sütunu = 101325 paskal = yaklaşık 1 kg/cm2) dolayındadır.
açısal frekans: Periyodik bir niceliğin, hertz cinsinden frekansıyla (f) 2p faktörünün çarpımı olarak ifade edilen ve w simgesiyle gösterilen frekansı (w=2p.f).
açısal hız: Dairesel hareket yapmakta olan bir cismin dönüş hızı ya da daha genel bir deyişle bir cismin bir eksene göre dönme hızı. Vektörel bir büyüklük olan açısal hız w simgesiyle gösterilir ve çizgisel hızın (v) yarıçapa (r) oranına eşittir (w=v/r). Birimi radyan/saniyedir. Biriminden de anlaşılacağı gibi, açısal hız, birim zamanda süpürülen açı demektir.
açısal momentum: Eylemsizlik momentiyle (I) açısal hızın (w) çarpımı. Buna, momentumun bir eksene göre momenti de denilebilir. L simgesiyle gösterilen açısal momentum vektörel bir büyüklüktür ve kapalı ya da yalıtılmış bir sistemde korunur (yok olmaz).
ada soğanı: Zambakgillerden birkaç bitki türünün ortak adı (Urginea maritima, Scilla maritima, Pancratium maritimum). Akdeniz yöresinde yetişen bu bitki türü, soğanındaki alkaloitler nedeniyle eskiden ilâç olarak kullanılırdı. Yaprakları uzun şerit şeklindedir. Çiçekleri; yeşil ve beyaz damarlıdır. 2 kilogram kadar olan soğan kısmı, yapraklarının altındadır. Acı ve zehirlidir. 7,5 gram adasoğanı öldürebilir. İçeriğinde "Scillarena glikozidi" vardır. Tazeyken kullanılmaz. Aksıhalde zehirlenme ve kusmalara yol açar. Soğanın etlıolan orta kısmı dilimlenerek kurutulur.Sonra dövülüp toz haline getirilir.Ev ilaçlarında çok dikkatlıkullanılması gerekir. Faydaları: İdrar söktürür. Kalp hastalarında vücuda biriken suyu boşaltır. Azotemi'yıazaltır. Böbrek hastalarının kullanmaması gerekir. Uzun süre kullanılacak olursa "Albüminüri" yapar.
ada tavşanı: Batı Avrupa ve Kuzey Afrika'da yabanî olarak yaşayan, evcilleştirilmiş türleri kümeslerde üretilen küçük bir tavşan (Oryctolagus cuniculus, Cuniculus cuniculus). Anayurdu İspanya ve Güney Avrupa'dır. Adi tavşandan farkı, kulaklarının ve arka ayaklarının kısa olması, yavrularının tüysüz doğmasıdır. Toprak oyuklarda yaşar, yılda 4-8 kez yavrular. Her defasında 4-12 yavru doğurur. Şapkacılıkta, kürkçülükte postundan ve tüyünden yararlanılır. Ada tavşanları ailesi yaklaşık elli türden oluşan tavşanlar ve yaban tavşanlarından oluşur. Ada tavşanları ıslıklı tavşanlarla beraber comprise the lagomorphs ile de bir initizam bulunmaktadır. Ada tavşanları ıslıklı tavşanlardan küçük tüylü kuyrukları, uzun kulakları ve arka ayakları ile ayrılır. Leporidler adını Latin leporislerinden almıştır ve lepusun tamlayanı yabani tavşandır.
adaçayı: Ballıbabagillerden, Akdeniz ve Ege kıyılarında yetişen bir bitki (Salvia officinalis, Salvia pratensis). Kurutulan ıtırlı yaprakları çay gibi kullanılır. Mor yapraklı, mavi çiçekli bu bitkinin yaprakları terlemek, boğaz ağrılarını yumuşatmak için içilir. Bazı türleri, süs bitkisi olarak park ve bahçelerde de yetiştirilir. Yaprakları uzun, kenarları tırtıllı, beyazımsı yeşil renktedir. Hafif kafuru kokusu vardır. Çiçek açtığı zaman toplanıp, kurutulur. Faydası:Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir.
adaktili: Parmakların doğmalık olarak yokluğu, doğuştan parmaksızlık.
adamotu: Patlıcangillerden, geniş yapraklı ve kötü kokulu otsu bir bitki, kankurutan, adamkökü, âdemotu (Mandragora officinarum). İnsan gövdesini andıran köksapı, içindeki alkaloitlerden dolayı eskiden ilâç olarak kullanılırdı.
adaptasyon: Bir organizmanın çevresinde başarılı bir şekilde yaşamasını güçlendiren bir özelliği.
addison hastalığı: Böbreküstü bezinin yetmezliği ya da körelmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalık. İlk kez 1855'te Thomas Addison adlı bir doktor tarafından tanıtlandığı için bu adla anılır. Bu hastalıkta böbreküstü bezinin salgısı azalır. Bazı hastalarda tüberküloz hastalığı neden olarak gösterilmiştir. Tümörler ya da ağır kanamalar da hastalığa neden olabilir. Halsizlik, tansiyon düşüklüğü, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal, kan şekerinin azalması, deride renk değişikliği gibi belirtileri vardır.
adenin: Nükleik asitlerin yapılarında bulunan azotlu bir pürin bazıdır.Adenin yapısına katıldığı bazı moleküller şunlardır; ATP, ADP, AMP, NAD.
Adenovirüsler: Çift zincirli DNA molekülüne sahip virüslere denir.Boyutları 70 - 80 nm olup hayvanlarda bazı tümörlere neden olur.
adet: Kadınlarda doğurganlık döneminde, genellikle 28 gün (4 hafta) arayla görülen rahimden kan gelmesi olayı. Âdet hâli, ortalama dört gün sürer ve bu süre içinde rahim iç katı, dölyoluna atılır. Bir kadın çocuk doğuracak yaşa geldiği zaman görülmeye başlayan âdet hâli, âdetten kesilme (menopoz) dönemine kadar sürer. Âdet hâlinin normal sınırları 12-50 yaşları arasıdır. Âdet hâlinden yaklaşık 14 gün önce iki yumurtalıktan birinde olgunlaşan yumurta, yumurtalıkları rahime bağlayan yumurta arklarının biri boyunca yol almaya başlar. Yumurtlama (ovulasyon) olayının gerçekleşmesinden önce rahim içinde yumuşak ve kalın bir ortam oluşur. Bu ortamın işlevi, döllenmiş bir yumurtayı beslemek ve korumaktır. Döllenme gerçekleşmediği zaman, rahim iç katı parçalanır, döllenmemiş ve bozunuma uğramış yumurtayla birlikte, âdet kanaması olarak dölyoluna atılır. Cinsel olgunluğa erişmiş bir kadında, östrojen ve progesteron adı verilen iki ana hormon vardır. Bu iki hormonun kandaki karşılıklı oranları, kadının üreme sistemini düzenler. Âdet hâlinin ilk yarısında, yalnızca östrojen hormonu salgılanır. Son 14 gün boyunca, yumurta yumurtalıktan atıldıktan sonra ise, kandaki progesteron oranı artar. Her iki hormonun da kandaki oranlarının aniden düşüşü, âdet hâline yol açar. Eğer yumurta döllenirse, progesteron salgısı sürer ve başka bir yumurtanın olgunlaşması engellenmiş olur. Kanama öncesinde göğüslerin büyümesi ve ağrıması, tedirginlik ve sinirlilik gibi belirtiler gözlenebilir. Âdet kanaması sırasındaki kan kaybı, çok az ve önemsizdir. Kadınların çoğunluğunda âdet hâlinin düzenli olmasına karşın, bu düzenlilik, endişe, ateş, iklim değişiklikleri gibi etmenler yüzünden bozulabilir. Âdet kanamasında, urlara, üreme organlarındaki birtakım bozukluklara ya da hormon dengesizliklerine bağlı olarak ortaya çıkan aşırı kanama, ağrılı kanama gibi düzensizlikler görülebilir.
ADH (antidiüretik hormon): Kandaki su miktarı azaldığı zaman hipofiz bezinden salgılanan ve böbrekler tarafından suyun geri emilmesini artıran hormon.
adolesan: Çocukluk ve yetişkinlik arasındaki zaman.
ADP (adenozin di fosfat): Solununm sırasında ATP'ye (adenozin tri fosfat) dönüştürülen, bütün canlı hücrelerde bulunan bulunan organik bir madde.
adrenalin: Böbreküstü bezlerinin iç kısımları tarafından öz bölgede salgılanan bir hormondur. Adrenalinin salgılanması sırasında: 1.Damarlar genişler. 2.Kan basıncı artar. 3.Kalp atış hızı artar. 4.Göz bebekleri büyür. 5.Kan şekeri yükselir. Böbreküstü bezlerince salgılanan hormon. İlk kez 1901 yılında Takamine tarafından elde edilen bu hormon, organizmada sempatik sinir sisteminin kimyasal ileticisi olarak görev yapar. Gözbebeklerinin büyümesi, akciğer bronşlarının genişlemesi, kalp ve nabzın hızlı atması, karaciğerdeki glikojenin glikoza dönüşmesi, damarların kasılması ve kanın kaslara gönderilmesi gibi etkilerde bulunur. Astım krizlerinde bronşları genişletmek, ayrıca tansiyonu yükseltmek için ve Addison hastalığının tedavisinde kullanılır. Bazı lokal enestezi ilâçlarının bileşiminde de adrenalin vardır.
adsorbsiyon: Akışkan moleküllerinin katı yüzeylere takılması. Gaz maskelerinde (aktif kömürün gazı tutması), çeşitli saflaştırma işlerinde (kemik tozunun şeker çözeltisindeki renkli bileşikleri tutması) adsorbsiyondan yararlanılır.
aerodinamik: Gazların ve özellikle havanın hareketini ve cisimlerin havadaki hareketini ve denetimini inceleyen fizik dalı. Aerodinamik kuvvetler cismin büyüklüğüne, biçimine, hızına ve gazın (havanın) yoğunluğuna, sıkıştırılabilirliğine, viskozitesine, sıcaklığına ve basıncına bağlıdır. Uçak ve roketlerin en ekonomik ve en uygun biçimde uçması için gerekli biçim ve büyüklüğün seçimi, aerodinamiğin en önemli uygulama alanıdır.
aerosol: Bir gaz ortamda asıltıda bulunan sıvı ya da katı küçük (0,1-100 mikrometre çaplı) parçacıklar. Duman, sis ve bulut, iyi bir aerosol örneğidir. Aerosol parçacıklar çok uzun süre asıltıda kalabilirler. Püskürtülerek kullanılan haşarat öldürücü ilâçlarla kozmetik ve boyalarda aerosol parçacıkların bu özelliğinden yararlanılır.
afrika menekşesi: Doğu Afrika'nın tropikal bölgelerinde yetişen bir bitki (Saintpaulia ionantha). Menekşeyi andıran güzel çiçeklerinden dolayı bahçelerde ve saksılarda süs bitkisi olarak da yetiştirilir.
aft: Ağız mukozasının ufak yüzeysel ülseri. Kırmızı lekelerle başlayıp daha sonra üzerlerinde kırmızı bir çizgiyle çevrili kabarcıklar oluşur. Bunlar sonradan ülserleşir. Kenarları dik, dipleri sarıdır, çiğnemeyi güçleştirir. 2-3 gün içinde kaybolur. Genellikle sayıları azdır. Vitamin eksikliğinden ya da alerjiden ileri gelebilir. Antiseptiklerle ya da astrenjanlarla ağzı yıkayarak tedavi edilir.